|
|
|
|
OFF- ROAD DÜNYASI |
|
Günümüzün
SUV segmentine dahil '4x4'leri araziden çok
asfalt yollarda ve yüksek hızlarda kullanılıyor. Büyük kentlerimizin genel
alt yapı sorunları, neredeyse doğa şartlarıyla mücadele eden bir sürücü
olmamıza neden olsa da gerçek arazi şartları için üretilen bu araçları
kullananlar sahip oldukları gücün aslında yol şartlarında değil 'off-road'
şartlarında gerçekten işe yarayacağını akıldan çıkarmamalıdır.
Unutulmamalıdır ki bu araçlar doğru kullanıldığında, kişiye limitsiz
özgürlük ve güven duygusu sağlayan ve kişinin dünyaya bakış şeklini, yaşam
şeklini tamamen değiştirme potansiyeline sahip araçlardır. |
|
Halk arasında dört çeker kelimesi akla ilk olarak arazi aracı
tanımlamasını getirse de pek çok üretici binek otomobillerinde dahi dört
tekerlekten çekiş sistemini kullanıyor. Hatta günümüz minivanlarında dahi
bu özelliği görebiliyoruz. Konumuzu oluşturan SUV segmentinin üyeleri olan
'4x4'leri de sahip oldukları dört tekerlekten çekiş sistemi özelliklerine
göre iki ayrı kategoride incelemek gerekiyor. |
|
1)
Sürekli 4 çeker
Bu araçlar gerek arazi, gerekse normal yol koşullarında sürekli olarak
motor gücünü yola dört tekerlek vasıtasıyla iletirler. Nissan Patrol,
Nissan Terrano, Toyota Land Cruiser, Range Rover ve Chrysler Cherokee bu
sınıfın akla gelen ilk üyeleridir
2) Kısmi 4 çeker araçlar
Sadece ihtiyaç duyulduğu anlarda dört tekerlekten çekiş kabiliyetine imkan
tanıyan bu sisteme sahip araçlar son dönemde ciddi teknolojik gelişmelere
uğradı. Bu tip araçlar sadece arazi koşullarında değil, kaygan yüzeylerde
de (toprak, çamur, buz...) dört tekerlekten çekiş sistemini kullanılıp,
asfalta gelindiğinde ön dingilin devre dışı bırakılmasıyla arkadan itişli,
2 çeker bir araç haline gelirler. Bunun en iyi örneklerini son yıllarda
yollarımıza çıkan Nissan X-Trail ve Renault Scenic RX4 gibi modellerdir. |
|
Yerden yüksek oturma pozisyonu nedeniyle sürücü üzerinde bıraktığı
güvenlik duygusu, '4x4'leri vazgeçilmez kılan en önemli unsur olsa gerek.
Bunun yanı sıra bu segmentteki araçların hemen hemen tamamında zengin
donanım ve konfor ekipmanlarıyla karşılaşıyoruz. ABS, dört hava yastığı,
dijital klima gibi pek çok teknolojik otomobil için bile ekstra ücretler
karşılığında alınan güvenlik ve konfor ekipmanları, '4x4'ler için
standartlar arasında yer alıyor. Cruise Control, otomatik vites ve deri
döşeme gibi lüks ekipmanları bile bu liste içinde görmek mümkün. Diğer bir
tercih sebebiyse güçlü platform yapısı... Bu zorlu yol koşullarında dahi
sıkıntısız ulaşım anlamına geliyor. |
|
Yerden yüksek yapının yarattığı dengesizlik ve fren mesafelerinin diğer
araçlara oranla uzunluğu, arazi araçlarının yol kullanımında ortaya çıkan
başlıca dezavantajlardır. Arazi araçlarının şehir kullanımındaki
dezavantajlarını gidermek için bu hususların farkında olunması
gerekmektedir. Bunun yanı sıra arazi araçları günlük yol kullanımında en
büyük faydayı karlı, buzlu havalarda sağlayacaktır. Örneğin karda
ilerlerken zincir takmak hemen hemen hiç gerekmeyecektir. Eğer gerekirse
de, bu sefer 4 tekerleğe birden takmak gerekir. Aksi halde aracımız 2
çeker bir aracın reaksiyonlarını gösterecektir. Çok karlı bir havada da
zincir karı kazarak aracın gömülmesine yol açabilir. |
|
4X4'lerin araziden çok asfalt yollarda ve yüksek hızlarda kullanılıyor
olmaları nedeniyle gerçek arazi şartları için üretilen lastikleri yetersiz
kılıyor. Bu nedenle lastik üreticileri en azından hafif arazi şartlarında
rahatlıkla kullanılabilecek, bunun yanı sıra asfalt yollara ve yüksek hıza
da uyumlu yeni lastik serileri üretiyor. Neticede '4x4'lerin lastikleri de
tıpkı otomobillerin ki gibi değişiyor. Daha basit bir tanımlama gerekirse;
en iyi randıman için; off-road koşullarına ayrı, normal yol koşulları için
ayrı özelliklere sahip lastiklere ihtiyaç duyuluyor. Unutulmamalıdır ki;
araç ne kadar güçlü, yerden ne kadar yüksek, diferansiyel kilitleri ne
marka olursa olsun, hareketi yere lastikler iletecektir. Tabii asfalt için
ayrı, kum için ayrı, toprak için ayrı lastikler almanın pratikte imkanı
yoktur. Sonuçta bir, belki iki takım lastikle her işi görmek zorundayız.
Bu durumda lastik basınçları bizim en büyük yardımcımız olacaktır |
|
1) Sürekli 4 çeker / Kısmi 4 çeker araçlar
2) Yerden yükseklik (Klerans)
Aracın yere en yakın kısmı olan diferansiyelin en alt noktasının yerle
mesafesi buna esas alınır. Ortalama bir binek otomobilinde bu mesafe 12-13
santim iken, 4 çeker Arazi Araçlarında 20 santimden başlayıp yukarılara
doğru çıkar. Ortalama 21-23 santimdir.
3) Aracın, Hücum, Kaçış ve Karın açıları.
Hücum Açısı
Aracın ön tekerleklerinin yere bastığı doğru ile en önde ve en altta
bulunan doğru arasında (ki bu genellikle aracın ön tamponu olmaktadır)
oluşan açı, aracın dik olarak yaklaştığında tırmanabileceği engelin
açısını belirler. Yaklaşma ya da hücum açısı dediğimiz bu açı ne kadar
büyükse aracın ilk tırmanma kabiliyeti o kadar artar.
Kaçış açısı
Aynı şekilde, arka tekerlekler ile arka tamponun yarattığı düzlemin yerle
olan açısıdır. Bu da bir engelden uzaklaşabilme, aşağıya inebilme
kabiliyetini belirler. arka tekerlekler ile arka tamponun yaptıkları kaçış
ya da uzaklaşma açıları da, tırmanma anında arkanın yere sürtüp
sürtmemesini belirler. İdeal olan aracın tekerleklerinin, köşelere mümkün
olduğu kadar yakın olmasıdır.
Karın Açısı
Yaklaşma ve uzaklaşma açıları gibi, ön ve arka tekerleklerin altından
geçen doğruların aracın ortasındaki en alçak noktası ile oluşturdukları
iki düzlem arasındaki açı, aracın karın açısını oluşturur. Bu açı ne kadar
küçükse aracın engel aşma becerisi o kadar artar. Bu açının oluşmasında
aracın yüksekliği ile beraber aks mesafesi (wheelbase) önemli rol oynar.
Hücum ve kaçış açıları ne kadar büyükse ve karın açısı ne kadar küçükse
arazide hareket edebilme kabiliyeti o kadar artacaktır. Kısa araçlar
arazide tümsek, tepecik gibi engelleri aşmakta, genelde, daha
başarılıdırlar. Ancak taşıma kabiliyetleri daha sınırlıdır. Uzun araçlar
ise daha fazla yük taşırken çukur, yarık gibi engelleri geçmekte daha
başarılıdırlar.
4) Tekerleklerin dikey hareketi
En önemli faktörlerden biri ve binek araçlardan farklılığı yaratır. Aracın
tekerleklerinden biri bir tümseğe çıktığında diğer tekerleklerin yerle
olan temaslarını kaybetmemeleri gerekir. Aksi takdirde araç
ilerleyemeyecektir. Bu dikey hareket bazı araçlarda 22-23 cm olabilir. Bir
taraf bu kadar yukarı çıkarken diğer tarafın da bu kadar aşağı ineceğini
göz önünde bulundurursanız bir tekerlek 45 cm yüksekliğinde bir tümseğin
üzerine çıktığında diğer tekerlekler yerle olan temaslarını korumaya devam
edeceklerdir. Dikey hareketlilik dediğimiz bu ölçü, en kötü arazi aracında
bile binek otomobillerden daha fazladır. Yolda salınmaya ve yol tutuşunun
azalmasına sebep olan bu özellik arazide ilerleyebilmenin en önemli
koşullarından biridir.
5) Şanzıman
Dört tekerlekten çekişe sahip arazi aracını diğer dört çekerlerden ayıran
özelliklerin en belirgin olanı arazi şanzımanıdır. Normal şanzımanla
tekerleklerin arasında bulunan bu parçaya transfer kutusu da denir. İki
(bazen üç) görevi vardır:
a) Şanzımandan gelen hareketi ön ve arka tekerleklere dağıtmak.
b) Bir dişli sistemini devreye sokarak devri düşürmek ve çekiş gücünü
artırmak. Bu oran genelde 1:2'dir. Yani devir yarıya düşürülerek güç
artırılır.
c) Sürekli dört çeker araçlarda, ön ve arka tekerlekler arasında gerekecek
devir farkını yaratmak üzere bir diferansiyeli ihtiva etmek. |
|
4x4'lerin
iç mekanı binek otomobillere oranla ciddi farklılıklar içerir. Vites kolu
sayısı bunlar içinde en çok göze çarpan değişikliktir. 4x4'lerin bir
kısmında bildiğimiz vites kolunun yan bölümde bir kısa vites kolu daha
bulunur. Bir kısmındaysa bu kısa vites kolunun görevini elektronik
sistemler görür. Her iki seçenekte de çekiş sistemi seçimi 2H, 4L ve 4H
gibi ibarelerle gösterilir. Böylelikle araca gerek normal yol
koşullarında, gerekse yüksek arazi kabiliyeti gerektiren durumlarda
ihtiyaç duyulan çekiş sistemi görevlendirilebilir. Ayrıca arazi
şanzımanını kumanda eden bu kısa vites kolunun yanında bulunan bir diğer
kısa vites koluyla da iç mekandan diferansiyel kilidi ve stabilizatör
kilidi kumanda edilebilir.
2H:
Şehir içi kullanımda yakıt sarfiyatını düşürmek için seçilen konumdur. Bu
şekilde şanzıman motor gücünü sadece arka tekerleklere iletir.
4L: Normal kullanımda arkadan itişli olan aracı dört tekerlekten
çekiş pozisyonuna geçirir. Kolun bastırılıp geri çekilmesiyle geçirilen 4L
konumu, en ağır arazi koşullarında kullanılır.
4H: Kumlu ve kaygan zeminlerde kullanılması önerilen bu pozisyon,
dört tekerlekten çekiş kabiliyetiyle emniyetli sürüş sağlar. |
|
Sürekli dört tekerlekten çekişe sahip araçların karlı havalarda diğer
araçlara nazaran ciddi anlamda avantajları vardır. Eğer araç isteğe bağlı
dört tekerlekten çekiş sistemine getirilebiliyorsa, karlı havalarda yola
çıkmadan önce sistemi bu hale getirmek gerekmektedir. Bunun için daha eski
model araçlarda bulunan poyra kilitlerini "ON" konumuna getirerek ön
tekerlekleri bağlayarak, aktif hale getirmek mümkün olacaktır. Daha yeni
model araçlarda bu iş otomatik olarak yapılmaktadır. Sürücünün sadece
vites kolunu 4 çeker durumuna getirmesi yeterlidir. Çoğu zaman 4H durumu
yeterli olacaktır. Yani aracın normal performansı 2 yerine 4 tekerlekten
iletiliyor olacaktır. 4L durumunda ise transfer kutusunun (Arazi
Şanzımanı) devreye girerek devri düşürüp gücü artıracaktır. Çok ağır
devirde kalkıp patinajı önlemek için bu seçenek bazen faydalı olabilir.
Lastik basınçlarından daha önce bahsetmiştik. Aynı şeyler yol kullanımı
için de geçerlidir. Ani gaz hareketlerinden kaçınmak işin esasıdır. Her ne
kadar 2 çeker bir araca göre daha az kayma hareketi oluşacaksa da gene de
prensip olarak gaza basarken ani hareketlerden kaçınılmalıdır.
Fren konusuna gelince, dört tekerlekten çekiş üstünlüğünün frenleme
esnasında hiçbir önemi kalmamakta ve araç diğer, 2 çeker bir araçtan
farklı olmamaktadır. Vites düşürerek frenlemek genelde daha iyidir ve bu
usul 2 çeker bir araca göre daha iyi sonuç verecektir. İki çeker bir araç
vites ile sadece iki tekerlekten fren yaparken, dört tekerlekten çekişe
sahip araç, dört tekerlekten fren yapacaktır. Yokuş inerken buzlanma varsa
ve fren ihtiyacı hissediliyorsa, 4L konumuna alıp, tamamen kompresyonda
inmek ve hemen hiç fren yapmamak en doğrusudur. Bu konumda ve 1. Viteste
bir araç hemen her yokuşu çok yavaş inecektir. Gene de fren yapmak
gerekirse tekerlekleri kilitlemeden, ani hareketlerden kaçınarak, çok
yavaş frene basmak lazımdır. |
|
|
|
|
|